Yaratıcılığın Sonsuz Ufuklarında

Yaratıcılığın Sonsuz Ufuklarında

Üniversitemiz Sanat ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nur Balkır ile kısa süre önce Collaborate4 olarak ABD’nin Teksas eyaletinde gerçekleştirdikleri sergi üzerine konuştuk. Biz sergiye gidemedik, ama sanatçı röportaj teklifimizi kabul ederek sergiyi bize getirdi, ne kadar teşekkür etsek az!

Bize Collaborate4 grubunu kısaca tanıtabilir misiniz?

Collaborate4 (C4); Nur Balkır, Umut Demirgüç Thurman, James Thurman ve Ayşegül Türemen’den oluşan dört kişilik bir sanat ve tasarım grubu. Çalışmalarını 2014’ten bu yana sürdüren grup mine, takı tasarımı, metal, resim, baskı-resim ve heykel gibi alanlarda eserler üretiyor. C4’un çıkış noktası, gruptaki dört sanatçının kişisel eğilim ve becerilerinin etkileşimi ile ortaya nelerin, ne tür anlatım ve biçimlerin belireceğine ilişkin meraktı. Ortaya çıkan eserler ikili, üçlü ya da dörtlü ortaklıkların sonucunda oluşuyor.

Üyelerinden bahsedebilir misiniz?

Umut Demirgüç Thurman lisansta tekstil okumuş (Mimar Sinan GSÜ), metal sanatları ve takı tasarımı alanında yüksek lisans yaptığı University of North Texas’ta (UNT) yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışıyor. James Thurman, Cranbrook Academy of Art’ta Metalsmithing üzerine Yüksek Lisans ve Carnegie Mellon University’de heykel üzerine lisans eğitimi almıştır. Halen UNT, College of Visual Arts and Design’da (CVAD) Jewelry and Metalsmithing bölümünde tam zamanlı öğretim üyesi olarak çalışıyor. Ayşegül Türemen, lisansta Fransız Dili ve Edebiyatı okumuş (Dokuz Eylül Üniversitesi) sonrasında Mehmet Kabaş atölyesinde takı tasarımı ve mum modelleme tekniği üzerine eğitim alarak çalışmaya başlamış. Ürünlerini, 1999’dan beri Fenerbahçe’deki stüdyo mağazası Atelier Maya’da sergiliyor, yine burada atölyeler düzenliyor. Ben de lisansımı Resim-iş Öğretmenliği eğitimi (Dokuz Eylül Üniversitesi), yüksek lisansımı Baskı-Resim üzerine (University of Newcastle upon Tyne) ve doktoramı Sanat Eğitimi üzerine (University of North Texas) yaptım. Ocak 2010 yılından itibaren Kadir Has Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesiyim. Grupla ilgili ilginç bir ayrıntı grubun üç üyesinin bağlantı noktasının UNT olmasıdır.

 

Grubun daha önceki sergileri ne zaman, nerede ve hangi temalarla yapıldı?

C4 olarak ilk sergimizi “Lands and Lines” (“Yerler ve Çizgiler”) temasıyla 2014’te Nişantaşı’ndaki Ayşe Takı Galerisi’nde gerçekleştirdik. Ortak çalışmalar yapma kararımızdan sadece dört ay sonra yüze yakın çalışmayla ilk sergimizi yapmış olduk. Sergi ortak üretilen çalışmaların yanı sıra bireysel eserleri de içeriyordu. Heyecan verici ve sıra dışı sonuçların elde edilmesi ve izleyicilerden edinilen olumlu görüşler ortaklığın devamım sağladı ve farklı yaratıcı işlerin oluşumunu hızlandırdı.

“Yerler ve Çizgiler” sergisinden bir sene sonra Mayıs 2015’te Kapalıçarşı’daki Galeri Tasarım’da “Micro Narratives” (“Mikro Temsiller”) temasıyla açtığımız ikinci grup sergisinde yeni fikirlerimizi daha tema odaklı hale getirdik ve malzeme çeşitliğini arttırdık. 

Temaları nasıl belirliyorsunuz?

Sergi temalarını, dört sanatçının farklı eğilimlerini ortak ürünlerde kaynaştırma olasılıkları ve bu olasılıkların gerçekleştirilmesinin sonucunda oluşan eserler belirliyor. Temanın belirlenmesiyle birlikte çalışmalar da o yönde şekil alıyor. Grup sanatçılarının hem öznel hem de ortak çalışmaları, gerçek ve metaforik coğrafyaların yanı sıra çizgisel unsurların farklı ilişkilerinin araştırılmasını içeriyor. Bu doğal örtüşme, çalışmaların ortaya çıkmasında uyumlu bir değiş tokuş ve tutarlı bir çalışma disiplinini de beraberinde getiriyor.

Neden ve nasıl collaborative?

Grup ortaklığı kolektif bilincin gelişip yeni anlatım ve biçimlerin oluşmasını sağlarken bireysel çalışmalara da ivme kazandırıyor. Bireysel çalışmaların gelişmesi de grubun ortak çalışmalarına olumlu biçimde yansıyor. Böylece karşılıklı bir etkileşim ve gelişim ortamı oluşuyor.

Benim ortaklığa dahil oluşum James Thurman’ın kırk ila yetmiş civarı kağıdı üst üste reçineyle yapıştırıp presleyerek, sert yüzeyler haline getirip daha sonra kullanım amacına göre çeşitli şekillerde kesip zımparalayarak oluşturduğu kalın kağıt plakaların üzerine çizimlerimi yapma fikriyle başladı. Bu James’in kendi yaratmış olduğu bir teknik olduğu için, kendisi bu kağıt plaka ve onlardan türettiği takı tasarımı ve heykel işlerinin telif hakkını “Thurmanite” adıyla satın aldı. Umut ve James, zaten UJ Design Studios kapsamında birlikte çalışıyordu: Umut’un gümüş, bakır ve bronz gibi metallerin yanı sıra mine odaklı işleriyle James’in Thurmanite işlerini örtüştürüp yepyeni eserler ortaya çıkarıyorlardı. Ayşegül’ün ise mum modelleme tekniği ile gerçekleştirdiği takı tasarımları ve objelerin katılımıyla eserlerin çeşitliği artmış oldu.

 

 
 

Benim gruptaki yerimi Thurmanite plakaları üzerine akrilik, mürekkep kalem ve yağlıboya gibi çeşitli malzemeler kullanarak gerçekleştirdiğim resim ve çizimler belirledi. James’in eski atlas kitapları, diğer yazılı eski kitaplar, gazete sayfalan ya da bazen düz renkli ya da siyah beyaz kağıtlardan ürettiği plakaların renk, doku ve içerikleri beni yönlendirir ve üzerlerini yapacağım müdahaleyi belirler. En sıklıkla kullandığım tema, ev; çamaşırlı ipler, kuşlar, ağaçlar ya da soyut biçimler de sıklıkla tercih ettiğim temalar arasında. Bu temalar plakaların bende çağrıştırdığı şeylere göre biçim kazanır. Bazı plakalara benim çizimlerimin yanı sıra, Ayşegül’ün gümüş evleri ve kuşları, Umut’un bakır veya gümüş plaka üzerine mine ile yaptığı ağaçlan eklenir. Böylece bu çalışmalar ikili, üçlü ve dörtlü olarak sonuçlanabiliyor. Thurmanite resimlemelere ek olarak, yine James’in kağıt üzerine yaptığım çizimlerden bazılarım fotokopiyle küçülterek asit indirme tekniğiyle bakır veya gümüş plaka üzerine aktararak elde ettiği yüzeyler bileklik, kolye, yaka iğnesi ya da Umut’un madalyon kolyelerinde metal dokusu haline gelebiliyor.

Amerika'daki serginizin teması ve konseptinden bahsedebilir misiniz?

Texas’ın Denton şehrindeki son sergimiz dört senedir varlığım sürdüren C4 ekibinin en kapsamlı ve başarılı sergisi oldu, ilk yurtdışı sergimiz olduğu için temamızı İstanbul olarak belirledik. Daha önceki ortaklıklar ve bireysel eğilimlerimizin ışığında İstanbul’un öne çıkan bazı sembollerini seçtik ve yeni çalışmalarımızı o yönde şekillendirdik. Bunlar Haliç zinciri, kuşlar, Arnavut kaldırımları, çamaşır ipleri olarak belirlendi ama bunlarla sınırlı kalınmadı. James’in benim yaptığım bir deseni Thurmanite plakaya aktararak lazer kesim tekniğini kullanıp üç boyutlu rölyef ortaya çıkarması ilginç örneklerden biriydi. James’in dijital teknolojiyi kullandığı bir diğer eser ise, Haliç Zinciri temasından yola çıkarak oluşturduğu Thurmanite üstüne zincirin yerini tanımlayan eski bir İstanbul fotoğrafının lazer baskı yöntemiyle yerleştirildiği gravür oldu. Bu temaya; James, zincirin orijinal yapısını modelleyerek oluşturduğu zincir kolye ile; ben ise Thurmanite plakanın üzerine yığın haldeki zincirlerin fotoğraflarından yola çıkarak çizdiğim desenle katkıda bulunmuş oldum. Ayrıca, Umut’un hazırladığı mineli bakır levhalarına üzerine fırınlanabilecek çizim müdahaleleri de ilk kez deneyimlediğimiz çalışmalardan oldu.

Bir diğer deneysel çalışmamız, Thurmanite plaka üzerine müdahale yöntemimizi tersine çevirmek fikrinden oluştu. Bu işlemde, bir kitabın yirmiye yakın sayfasına çizimler yaparak bağlamından kopardığım kitap sayfalan James tarafından tek bir Thurmanite kalıbı olarak ortaya çıkarıldı. Böylece sayfa üzerlerine yaptığım çizimler yüzeye müdahale değil plakanın kendisini oluşturmuş oldu. Yazık ve resimli kitapların kendi bağlamından koparılarak dönüştürülmesi farklı fikirlerin oluşmasına da sebep oldu. Örneğin, ilk kez bu sergide James’in Türk gazetelerini kullanarak Thurmanite oluşturmasını istedim. Ortaya çıkan yüzeylerdeki birbiri içine geçen gazete başlıkları, belirsiz yazılar ve görsellerin oluşturduğu dokular benim bu yüzeylere yaptığım müdahale mantığım da belirlemiş oldu. Dört adet olarak hazırladığımız gazete çalışmalarından birini ise, çeşitli şekillerde kesip C4 kolyelerine dahil ettik. Böylece yine dönüştürme işleminin bir safhasını daha gerçekleştirmiş olduk.

Ayşegül Türemen’in Arnavut kaldırımı, İstanbul kuşları ve balıklar temalı takı ve objelerinin, Umut’un madalyon kolyeleriyle ya da James’in Thurmanite plakalarıyla birlikte kullanıldığı eşsiz eserler ortaya çıktı. Sergideki yüzün üzerindeki çalışma, ikili, üçlü ve dörtlü ortaklıklardan oluşmuş eserlerin yanı sıra bireysel eserlerden de oluştu. Grubun daha önceki sergilerine nazaran bu sergi çok daha deneysellik ve çeşitlilik arz eden; grup içerisinde yeni ortaklıkların yeni eserlere dönüştüğü bir sergi oldu ve beklediğimizden bile daha büyük bir ilgiyle karşılandı.

Serginin yer aldığı galeriden de kısaca bahsedebilir misiniz?

Sergi, Denton şehir merkezinde yer alan University of North Texas’a ait UNT on the Square galerisinde gerçekleşti. Denton Square, 1896’da kurulmuş tarihi hükümet binasının etrafına konumlanmış sosyal alanlardan oluşuyor. Hükümet binası tüm mimari detayları ve tarihsel öneminden ötürü Denton ilçesinin parıldayan yıldızı gibi. Her gün yeni etkinliklere sahne olan bu alan; birkaç adımla varılabilecek cardı müzik mekânları, bar, geleneksel dondurmacı, kitapçı, şekerci dükkanı, tiyatro, opera, sanat galerisi ve antikacı dükkanlarıyla cıvıl cıvıldır.

UNT on the Square, UNT, GVAD’ın (Görsel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi) şehir merkezindeki uzantısı olarak, öznelde üniversitenin genelde de üçe halkının hizmetinde olan bir sanat ve etkinlik merkezi. Hükümet binasından bir kaç adımla ulaşılabilecek mekânlardan biri olarak galeri şehrin merkezinde eşsiz bir konuma sahip.

 

 


Yeni sergiler geliyor mu?

C4 olarak bir sonraki sergimiz için henüz tarih ve yer belirlemedik, ama araştırıyoruz. Çalışmalarımızın devamı ve yeni fikirlerin oluşması kesinleşmiş tarih ve galeri ile hız kazanıyor.